29 Haziran 2011 Çarşamba

BİRLİKTE ÖLMESEK

Resim yazısı ekle
Bir ilkbahar günü olsun yine tutup elimden beni götür önce gözlerini gördüğüm yere bir kahve içeriz döktürüp iki satır masaların üzerine bırakırız. sonra Halide Edip Adıvar lisesinin önünde ben senin şiirlerine mahkum sen bu kez beni izlersin bir yerlerden bir otobüs ile Aksaraya gideriz belki kuşlar geri dönmüştür o lokantaya ne dersin kim bilir bizim biçare aşkımızın da şansı döner diye ve nihayet o defter çıkar ortaya o ilk resimlerimizin olduğu ve her satırında aşkımızı ilan ettiğimiz o şiirlerle dolu sonra yeraltı çarşısında gezip sevdiğimiz ama paramızın yetipte alamadığımız aslında çakma ama orginal olduğuna inandığımız parfümler den alırız birer şişe sonra metroya bineriz yine ve sen beni çekersin kendine düşmek bahanesiyle ve ben ellerimi o çok sevdiğin ellerimi kalbinin üzerine koyarım sessizce bir melodidir bitmek bilmez kulaklarımdan silinmez kalbinin ritmi kulaklarımdan son olarak o kitabı verirsin Leo Buscalio SEVGİ geçende konsolun üzerine bıraktığın dan biraz farklı avuçlarıma bırakırsın sonra gitme vaktidir sen için ben için ise kalma vakti ilk ama son olmayacak çok uzun sürmez bu ayrılık amacıdır ki bizi sonsuza dek buluşturmak şimdi elimden tutsan yine buluşsak bir otobüs terminalin de uzun uzun öpüşsek yine ve o öpüşki mührünü tazelese ve yürüsek uzun uzun o sahil senin bu sahil benim bakırköyden girsek yenikapıdan çıksak ve nihayet gün bitse yalanlar söylesek bir sürü eşe dosta ve o ilk gerçek randevu yine aynı saatte ve aynı yerde hatta aynı masada olsak bugün de acaba gelirmiydi o dalgalarda bizim kıyımıza tekrardan kıçımız acıtsa oturmaktan dolmabahçe sarayının mutluluk yada mutsuzluktan yükü ağır demir sandalyelerinde ve ellerimizi hiç ayırmasak o gün gibi sımsıkı sanki bıraksak ağlayacaklar gibi.. ve yakalansak eşe dosta dilimiz dolansa en masum halimizle açıklayacak cümleler yerin dibine girse ama biz hiç utanmasak yalan söylediğimize hiç pişman olmasak bunca yıl sonra yine aynı yalanı söylediğimize ve bir veda gecesi daha ayırıp götürse seni ben öyle biçare saatler sürse telefonlarımız hatta başında uyuya kalsak annemiz babamızla kavgaya tutuşsak faturalar kol misali diye ama biz hiç utanmasak sevmekten ve aylar sürse dönüşün özlemden kavrulsak ama hiç vazgeçmesek seni seviyorum demekten sonra kavuşsak her şeye rağmen akdeniz olsak masmavi tuzlu gözyaşımızla sonra biraz karadeniz elma tadında ve en cokta kuru ayazında iç anadolunun sürüklenip sürüklenip bir güzel şehir İstanbul olsak birbirimizde ve yaşlanmak için söz versek söz versekte o gün birde keşke bu güzelliklerle birlikte ölmesek.........
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...